Anasayfa Homepage Heim  
 

 
 
 
 
 

 

 

GAZİ VE ŞEHİT AİLELERİ AR-GE MERKEZİ

 

ÇANAKKALE VE(YA) İSTİKLAL HARBİ’NE KATILAN GAZİLERİMİZLE MÜLAKÂTLAR (1)

Hasan ÖZPUNAR
afyon76@gmail.com

GAZİLERDEN HATIRALAR-2

HALİL İBRAHİM GÖKBUĞA’NIN ANILARI

1.Cihan Harbi’nde benim kıtam 5.Fırka 15.Alay3.Tabur 12.Bölük idi.Çanakkale’ye düşman çıkarma harekatı yaptığı için bizim alay Seddülbahir’de 52.Alay’a takviye olarak geldik.Geldiğimizde düşman denizden çıkarma yapmış karada tutunmuştu.Ben bir manga ile birlikte öncü vazifesi ile bölüğün önünde ilerliyordum.Vazifem şu idi;düşmanın ne vaziyette olduğunu bölüğüme haber vermek.Önümüzdeki arazi çalılıktı.Ben erlerin yerini ona göre uydurdum,kendimde ortalarında ilerliyordum.Bizim bulunduğumuz yer yüksekti.Düşman ise aşağılarda olduğundan onların ne yaptıklarını görüyorduk.Düşmanın istihkam kazdığını ve yakın bir zamanda taarruza geçeceğini anlayarak emrimde bulunan erlerden Gönenli Ahmet ve Gesirgenli İsmail ile birliğime ‘’ düşman taarruz etmek için hazırlanıyor’’ şeklinde haber gönderdim.

Rapor bölüğe ulaşınca bölük komutanı İzmir’li Yzb.Cemal Bey olduğumuz yerde durmamızı ve düşman ateş etmedikçe bizimde ateşle mukabele etmememizi emretti.Biz de orada hemen baş siperleri kazmaya başladık.Biz orada dururken düşmanın keşif kolları çıktı.Uzakta oldukları için bir şey yapmadık.Taa ki 700-800 metre mesafeye geldiklerinde yanlardan seri olarak ateş etmeleri için emir verdim.Biz ateş etmeye başlayınca düşmanda hemen olduğu yere yatarak ateş etmeye başladı.Bizim düşmanla çarpıştığımızı gören alay’da emrinde bulunan ağır silahlarla ateş etmeye başladı.Biz o zaman kazmış olduğumuz siperlere çekildik.Düşmanda ağır silahlarla ateş etmeye başladı.Aynı zamanda düşman denizde bulunan gemilerinden de ateş ediyordu.Birinci günü yerimizden kımıldamadık.İkinci günü alayca taarruza kalktık,düşmanı bulunduğu siperlerden geriye attık.Ve bu meyanda birçok İngiliz esirleri de aldık.Yüzbaşının emri ile yakalamış olduğumuz Hintli asker ve İngiliz Subaylarını öldürmeyerek Yüzbaşının yanına getirdik.Çünkü harp olmayan memleketlerimizde bazı dedikodu oluyordu.Bizde daima zayiat veriyormuşuz onlardan hiç kayıp yokmuş gibi anlaşılıyordu.Yüzbaşı bu yakaladığımız Hintli asker ve İngiliz subaylarını memleketimizin iç taraflarına gönderileceğini ve oralardaki halkımızın göreceğini söyleyince bizde diri diri düşman askerlerini tutarak getiriyorduk.Hatta aramızda kura bile çekerdik.Bu kura hangimize isabet ederse , o emrinde birkaç askerle gider esir getirirdi.Düşmanı bu taarruzla denize dökerek tekrar istihkamlarımıza çekilirdik.Çünkü denizde bulunan düşman zırhlıları ateş ettiklerinden istihkamlar hep yıkılmıştı.Hem de rahat durulmuyordu.Kendi istihkamlarımız muntazam ve düşman ateşinden de muhafaza ediyordu.

3.gün bize takviye geldi. Düşmanda denizden ateş etmeye başladı. Getirdiği yeni kuvvetleri de karaya çıkarıyordu.Bugün düşman karaya asker çıkarmakla beraber ağır silahları ile çok ateş ediyordu.Öğleden sonra ateş etmeye başladı.Ve taarruz da ediyordu.Bizim takım komutanı İnegöl’lü İsmail Hakkı Efendi istihkamda yaralanmış ,yarasını sardım.Ondan sonra takım komutanı takımı bana emanet etti.’’Takım şimdi senin emrindedir ,düşmanı iyi gözet,müdafaanı iyi yap ‘’dedi.Ben vazifemi yaparken bir piyade kurşunu geldi.Alnımdan silerek geçti ve dolduruş yaparken de üzerimizde patlayan bir şarapnel misketi ile de sağ elimin yüzük parmağının iki yerinden yaralandım. Bu yaralanma hadisesinin olduğu zamanlar 1332 /1916 senesinin Ağustos ve Eylül aylarıdır. Yaralandıktan sonra takımı Osman Onbaşı’ya teslim ettim.Yaralanınca sargı yerinde yaralarımı sardılar.Kırbaşı Hastanesi’nde iki gün kaldım.Oradan Gelibolu’ya,daha sonra Çanakkale’ye gittim.Çanakkale’den vapurla İstanbul Gümüşsuyu Hastanesi’ne gönderildim.Burada üç ay tedavi edildikten sonra çıktım. Bundan sonra inşa taburunda vazife gördüm.

İstiklal Harbi’nde Haymana’da Atatürk’ün komutası altında 3.Kafkas Fırkası’nda Yunanlılarla muharebe ettim. Yüzbaşı’mız Fettah Bey on kişilik bir kuvvet vererek Polatlı civarında Tırnaksız Köyü altında Kavuncu Köprüsü’nü yıkmamız için emir verdi.

Bu köprüden bizim kuvvetler geçtikten sonra Yunan kuvvetlerinin geçmemesi için dinamit koyup yıkacaktım.Bizim bütün ağırlıklarımız köprüden geçtikten sonra verilen emri yerine getirdim ve yüzbaşıya da malumat verdim.

Bu sıralarda o tarafın ahalisi olan bazı Konyalılar memleketlerine gittikleri için Sivas’tan gelen Kara Fatma, Türk askerlerine hitaben

‘’ Siz de gitmek istiyorsanız karılarınızın yanına gidin. Bakın düşman geliyor.Sonra koynunuzdan onları da alır ‘’ manasına gelen bazı sözlerde bulundu.

Bundan sonra da giden olmamıştı. İstiklal Harbinin yine burada büyük bir hadise de yine Haymana’dan altı kilometre mesafede Hamamlı deresi Çulluk Köyü civarında olmuştu. Ben bölüğün önünde öncü olarak ilerliyordum. Vazifem düşmanı görünce haber vermekti. Ben en ilerden giderken düşmanın Efzun askerlerinin de bir kaçını gördüm. Onları yakalayarak geriye gönderdim. Ve buralarda düşmanın mevcudiyetini bildirdim. Düşmanın burada Efzun taburu mevcutmuş. Bunlar yaptığımız taarruzda neye uğradıklarını bilemedikleri için de Yunan ordusu burada tutunamayarak geri çekilmeye sebep olmuşDüşman orduları burada tutunamayacağını anladığı için gerilerde tutunmak için bir yer aramaya başlamıştı. Bu yeri de ancak Dumlupınar havalisinde bularak oraya gitmeye başlamıştı.

O dönemde yaralanmış arkadaşlarımdan bildiğim şimdi kasaplık yapan Halil Çavuş yine kasaplık yapan İsmail Çavuş ve yağcı Abdullah Selek vardır.

Afyon’un Cami-i Kebir Mahallesi’nden
Kasap Bahrioğlu Halil İbrahim Gökbuğa
(1307 doğumlu)

 

Not: Birinci Cihan Harbi’nde Çanakkale-Seddülbahir-Soğanlıdere mevkisinde taarruz ederken iki yerimden yaralandım. Birisi alnımın sağ tarafından bir piyade kurşunu ile,diğeri tüfeğimi dolduruş yaparken havadan gelen bir şarapnel parçası ile sağ elimin yüzük parmağının iki yerinden yara almıştım..

 

Kaynak: Taşpınar Dergisi; Sayı 15; YIL: 2015.