Anasayfa Homepage Heim  
 

 
 
 
 
 

 

 

GAZİ VE ŞEHİT AİLELERİ AR-GE MERKEZİ

 

KORE GAZİSİ DERVİŞ ÇİFTÇİ İLE RÖPORTAJ

Hande SOYLU
3. Sınıf Öğrencisi
Sakarya Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri

 

Türkiye’nin tarihi daima kutlu zafer ve destanlarla geçmiştir ve bizler şehit, gazilerimizle her zaman övünürüz.

Vatanlarının bölünmemesi için her karış için savaşmış ve kanlarını akıtmışlardır ve bu savaş sonralarında isimlerini altın harflerle yazdırmayı bilmişlerdir. Onların bu ülke için yaptıklarını gelecek nesillere aktarmalı ve daima onlara sahip çıkmalıyız.

Kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Derviş Çiftçi, 15 Şubat 1932 yılında Bitlis’in Adilcevaz ilçesinin Kale boyu köyünde doğdum. Evliyim ve 5 çocuğum var. 3 kız 2 erkek.

Askerlikten önceki mesleğiniz?

Çiftçilik ile uğraşıyordum.

Askerlikten sonraki mesleğiniz nedir?

Türkiye Petrolleri Batman Rafinerisinde İtfaiye Vardiya Amiri olarak çalıştım.

Savaşa gitmeden önce evli miydiniz?

Hayır, Nazire Hanım ile sadece söz kesilmişti.

Kore’ye gitme haberini nasıl aldınız?

O sırada askerdeydik Kore’ye gitme haberi geldi ve sonrasında kura çekildi. Kurada çıktık ve Kore’ye gittik.

Askerlik sınıfınız neydi?

Sınıfımız ağır bölük piyade sınıfı

Savaştığınız yerin adını hatırlıyor musunuz?

Seul ‘e yakın bir yer idi.

Rütbeniz neydi?

Onbaşı

Kore insanlarının size yaklaşımı nasıldı?

Kore insanları Türkleri çok seviyordu. Sizler olmasaydınız bizi denize dökücekler diyorlardı. Türkler bizi kurtardı diyorlardı.

Diğer ülkelerin askerleri ile iletişiminiz nasıldı?

İki tarafında mıntıkası ayrıydı ve birbirimizi pek görmüyorduk. Karşılaştığımız zaman ise selamlaşıp geçiyorduk. Fazla konuşma geçmedi aramızda.

Beslenmeniz nasıldı?

Beslenmemize çok önem veriliyordu. Yemekler özel yapılıyordu ve her çeşit yemek çıkıyordu. Dondurmadan kavurmaya sigaraya kadar bütün askerlere yeme içme konusunda çok iyi bakıyorlardı. Sabah yağlı süt akşam az yağlı süt verirlerdi.

Başınızdan geçen ilginç bir olayı anlatır mısınız?

Atış talimi yapmak için bir yere götürdüler bizi ve ben o müsabakada birinci geldim. Ağır silahlarda birinci olduğum için ödül olarak gayet güzel bir miktar dolar verdiler bana.

Kore’deyken ailenizle nasıl haberleşirdiniz?

Bölükte mektuplar toplanırdı ve 3 ayda bir anca ailemiz ile haberleşirdik.

Savaş esnasında yara aldınız mı?

Hayır.

Türkiye’ye dönüşünüzü anlatır mısınız?

Gemi ile döndük.23 gün gece gündüz yol geldik. İki yerde mola verildi Hindistan ve Mısır da onlarda sadece 3-4 saat gibi kısa süreler. Gemide film izliyorduk genelde vaktimizi o şekilde geçirmeye çalışıyorduk.

Siz gelirken savaş bitmiş miydi?

Evet, karşılıklı anlaşma imzalanmıştı.

Geri dönerken sene kaçtı?

1955 Temmuz ayı idi. Tam 12 ay kaldık Kore’de

Türkiye’ye dönüşünüzde nasıl karşıladılar neler hissettiniz?

Limanda tanıdıklar sevdiklerimiz karşılamak için bekliyordu. Büyük bir sevinç vardı limanda. Ailem uzakta olduğu için beni görmeye gelememişlerdi burukluk yaşadım tabi ama o zamanlarda şimdiki gibi imkânlar olmadığı için gayet normaldi gelememeleri. Çoğu insan İzmir limanına geldiğimizde toprağı öptü. Orada 90 kilo gelen adam limana indiğinde 50 kilo olmuştu. Bütün hepimizi gemi devamlı salladığı için ne yemek yiyebiliyorduk nede yediklerimizden tat alabiliyorduk. Çoğu insanı deniz tuttuğu için yediklerini atıyordu hemen. Ben hala yumurta ve limonata yiyemiyorum.

Kore’nin iklimi nasıl?

Genelde yağışlı geçiyordu. Bölge ormanlıktı. Toprağı sert ve kırmızıydı. Bizim Bolu dağlarımız gibi her taraf ormanlıktı.

Kore’de bulunduğunuz sırada başınızdan ilginç bir olay geçti mi?

Artık son zamanlarda anlaşma sağlandı ve bütün bölük olarak eğitime çıktık. O gün dersimizin konusu herkes bir türkü söyleyecekti. Çıktık ormanlığa oturuyoruz aşağısı çeltik, yamacın ordayız başımızda da subay var. Hadi türkü söyleyin sıra ile dedi. Aramızda Vanlı var ben Türkçe bilmiyorum Kürtçe söylerim dedi. Subay ne söylersen söyle sadece türkü söyle yoksa o çeltikli suya gireceksin dedi. Herkes bir türkü söyledi bana sıra gelince söylemeye başladım bir ara gözlerimi açtım herkes kulaklarını kapamış. Sesimin ne kadar çirkin olduğunu o zaman anladım.

Neden gittiğinizi hiç düşündünüz mü?

Vatan borcu, devlet borcu. Devletin askeri olarak da kura çektiler biz çıktık ve gittik.

Kore’ye gitmeden önce hiç gemi yolculuğu yapmış mıydınız?

Hayır yapmamıştım.

Savaş dönüşünde her hangi bir belde tebrik veya madalya verdiler mi?

Evet, madalya verdiler.

Gazi maaşı alıyor musunuz?

Hayır, biz gittiğimizde savaş bitmek üzereydi ve kısa bir süre sonra bittiği için maaş bağlanmadı.