Anasayfa Homepage Heim  
 

 
 
 
 
 

 

 

GAZİ VE ŞEHİT AİLELERİ AR-GE MERKEZİ

 

KORE GAZİSİ AHMET ARAS İLE RÖPORTAJ

Minevver İnanmak
3. Sınıf Öğrencisi
Sakarya Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri

1-Kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Ahmet ARAS 1930 Erzurum/Pasinler doğumluyum. Evli 2 çocuk babasıyım.

2-Askerlikten önceki mesleğiniz neydi?

Çiftçilik yapmaktaydım.

3-Savaşa gitmeden önce evli miydiniz?

Hayır bekârdım.

4-Savaşa gitme haberini nasıl aldınız?

Ben ilk önce İstanbul/Haydarpaşa’da acemiliğimi tamamlayıp Bursa/Mudanya’ya 6. Tümen karargâh usta birliğime teslim oldum. Orada kura ile Kore’ye gidecek askerleri belirleniyordu. Bende kuraya katıldım herkes gibi, kura torbasından boş ve dolu olarak iki kağıt çıkıyordu, ilk çekişimde boş çıkmıştı yani Kore’ye gidemeyecektim ama benim gibi Erzurumlu tüm arkadaşlarım gidiyordu, ben de onlarla gitmek istediğim için 2 defa daha sıraya girdim ancak yine boş çıktı. En sonunda öğle yemeğinden önce tümen komutanın odasına çıkıp Kore’ye gitmek istediğimi söyledim o da bana kuraya katılıp katılmadığımı sordu, katıldığımı söyleyince çık dışarı madem çıkmadı neden buraya geliyorsun dedi. Ben tam kapıdan çıkacakken döndüm ve beni göndermezseniz mektup yazar kendimi asarım dediğimde beni yanına çağırıp bir tokat attı, daha sonra ismini hatırlayamadığım bir yüzbaşıyı çağırıp Kore’ye intikalimi sağlamasını söyledi.

5-Askerlik sınıfınız neydi?

Karacıydım.

6-Savaştığınız yerin adını hatırlıyor musunuz?

Yanlış hatırlamıyorsam incheondu. Bide Pusa-sijangdı. Cephe adlarıysa Yıldız Tepesi, Vegas cephesi, Mançurya bölgesi ,10. Bölge.

7-Rütbeniz er miydi?

Evet erdi.

8-Beslenmeniz nasıldı?

Savaş sırasında sadece konserve yiyebiliyorduk.

9-Ne yer ne içerdiniz?

Cephedeyken dediğim gibi sadece konserve yiyebiliyorduk bir keresinde 1920’den kalma bir konserve bile yemişliğim vardı. Bir de Amerika’dan gelen kutular vardı içerisinde süt tozu, sigara ve küçük bir kibrit vardı, bunlar da dağıtılıyordu cepheden geri çekildiğimizde ise tavuk eti kuzu eti hindi eti yiyebiliyorduk.

10-Savaş sırasında başınızdan geçen ilginç bir olayı anlatır mısınız?

Bir keresinde tam emin değilim ya Vegas bölgesinde ya da Mançurya bölgesinde mevzide 14 yaşında bir Koreli çocuk buldum, bulduğum yer yıkılmış harabeye dönen bir köyün yakınıydı, onu alıp birliğe götürdüm ve Amerikalıların 25. Tümenine esirlerinin tutulduğu yere göndermedik, 6 ay boyunca bizimle kaldı, bize tercümanlık yaptı ona Türkçe’yi öğrettik. 6 ay sonra Güney Kore Rok tümenine teslim ettik.

11-Savaştayken ailenizle haberleşebildiniz mi?

3 ayda bir gemi geliyordu ve görüşme fırsatımız olmadı ki, ailede mektup yazabilecek okuma yazma bilen kimse yoktu.

12-Savaş sırasında umutsuzluğa kapıldınız mı?

Umutsuzluktan çok ailenizi düşünüyorsunuz ve bu da sizi umutsuzluğa değil de meraka sürüklüyor.

13-Türkiye’ye dönüşünüzü anlatır mısınız?

Gidişimiz gibi dönüşümüzde gemiyle İzmir’e olmuştu. Giderken 32 günde gitmiştik dönerken 31 günde döndük. Hatta Kore’ye giderken bir Türk askeri limanda nöbet tutuyordu, benim yanımda da 7-7.5 TL civarı bir para vardı ona bağırdım al şu parayı da bana dua et sağ salim gidip geleyim diye dedim, o da olmaz alamam yasak diye bağırdı, ben de al işte o yaban elde ne yapacağım ben bu parayı ananın ak sütü gibi helal olsun deyip sigara kutusunun içine koyup limana doğru fırlattım, o da alıp sağ salim git gel inşallah diye dua etmişti.

14-Siz gelirken savaş bitmiş miydi? Bitmediyse tezkere aldığınız için mi ayrıldınız?

Hayır, savaş bitmemişti, benim de tezkereme bir ay vardı ama bir yıl geçtikten sonra asker değişimi yapılıyordu.

15-Geri dönerken sene kaçtı?

1953.

16-Kendi imkânlarınızla mı döndünüz?

Devlet imkânlarıyla ve Amerikan gemisiyle döndük.

17-Türkiye’ye döndüğünüzde neler hissettiniz?

Tarifi olmayan bir mutluluk, Rabbime şükür ana vatana döndüğümüz için çok huzurluydum.

18-Hatırladığınız asker ve muharebe arkadaşlarınızın isimleri nelerdir?

Soy isimlerini hatırlamasam da isimlerini söyleyebilirim Onbaşı Tahsin, Muhittin, Horasan’dan İbrahim Selahattin, Fahri, Eyüp.

19-Türkiye’ye geldikten sonra ne iş ile uğraştınız?

Çiftçiliğe devam ettim. 1956 yılında Konya’ya yerleştim. Burada hamallık yaptım, daha sonra 12 sene Konya buğday pazarında çalıştım.

20-Şuan ikamet ettiğiniz yer neresidir?

Konya/Karatay

21-Eğitim durumunuz nedir?

Okumam yazmam yok mahalle mektebine gitmiştim.

22- 2. Harekât tarihi neydi?

1952, ben 2. Harekât tarihinde savaşa katıldım.

23-Gazi maaşı alıyor musunuz alıyorsanız ne kadar alıyorsunuz?

Malulen gazi maaşı alıyorum, 860 tl alıyorum.

24-Geçiminizi nasıl yapmaktasınız?

Gazi maaşı ve uzun uğraşlar sonunda elde ettiğim büfemde simit ve poğaça satarak geçimimi sağlıyorum.

25-Bağ-kurlu olarak mı çalışıyorsunuz?

Bağ kur’lu olarak çok az çalıştım 1200 gün kadar.

26-Bağ-kurdan emekli oldunuz mu?

Bağ kur’dan ya da başka bir yerden emekliliğim yok.

27-Savaşla ilgili hatırladığınız başka anınız var mı?

Tabii ki, bir gün ikindi vaktinden sonra ailemi o kadar özlemiştim ki kafam dalgın vaziyette, Mançurya bölgesinde olan birliğin etrafında yürümeye başladım, bizim birliğin epey ilerisine kadar gitmişim, çayın yanına vardığımda bir hışırtı duydum, hemen mevzi aldım uzun otlar vardı, hemen içine yattım sesleri dinlemeye başladım, sesler artıkça ve konuşmalarından düşman birliğinin bilgi toplamak için gönderdiği askerler olduğunu anladım. Allah’a beni öldürürlerse cesedimi burada bırakma diye dua ediyordum, sonra onları izlerken biri kalktı ve diğerlerini çağırdı, birinden büyük makineli silah vardı, 100 mermi alandan diğerinde de sadece bir adet el bombası vardı, bende ise bir tüfek 32 mermi alan ve dört adet el bombası ve çelik yelek vardı, 9 adam önüme geçince hemen yerimden fırlayıp havaya ateş ettim, dokuzu da hemen yere yattı, yanlarına gidip mühimmatlarını alıp ‘pali pali’ yani kalkın dedim, elleri başlarında onları birliğe geri götürdüm ve Amerikan 25. Tümenine teslim ettik, ama ben o sırada birliği tek başıma terk ettiğim için yüzbaşından güzel bir tokat yemiştim.

28-Savaşta yaralanan ya da şehit olan birilerini gördünüz mü?

Bursalı Ahmet CEBECİ arkadaşım bizim makinelerimiz ondaydı; Mançurya bölgesinde taarruz emri verildiği zaman saldırıya geçtiğimiz sırada Ahmet alnından vurularak yanımda şehit düşmüştü, dün gibi hatırlıyorum Allah rahmet eylesin.

29- Sivillerle karşılaştınız mı?

Cepheden geri çekildiğimizde yaşlı sivil çocuk birliğin önüne gelip ‘çap çap’ der yani ekmek anlamına gelirdi, yani bizden ekmek isterlerdi. Biz de verirdik, ama onlar zaten ne bulsa kurbağa solucan böcek her şeyi yiyorlardı.

30 Başka paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?

Ben yıldız tepesinde yaralandıktan sonra beni 25. Tümen Amerikan revirine götürmüşler, orada 25 gün yattım, bu süre zarfında benim kayıp olduğumu sanan birliğimiz benim şehit olduğumu Türkiye’ye bildirmişler. Ben bunu köyüme döndüğümde anladım, bütün köylü ve annem benim hortladığımı sanıyordu, öyle ki harman zamanı dönmüştüm annem beni görünce çayın içine düşmüştü.