Anasayfa Homepage Heim  
 

 
 
 
 
 

 

 

GAZİ VE ŞEHİT AİLELERİ AR-GE MERKEZİ

 

KIBRIS GAZİSİ ŞAHMERDAN ATLAY İLE RÖPORTAJ (25 Mart 2016)

Merve ŞENYÜREK
Büşra ZENGİN

3. Sınıf Öğrencileri
Sakarya Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri

 

GAZİ’mizin ADI SOYADI: Şahmerdan ATLAY

MEMLEKETİ-DOĞUM YILI: Bolu Dörtdivan - 1953

MEDENİ DURUMUNUZ VE AİLENİZLE İLGİLİ BİLGİ ALABİLİR MİYİZ?

1975 Yılında memleketimiz Bolu ilinde, Döndü Hanımla hayatlarımızı birleştirdik. Şuan 3 erkek 2 kız babası ve 7 tane torun sahibiyim. En büyük çocuğum 1977, en küçük çocuğum ise 1985 yılında dünyaya geldi. Çocuklarımın hepsi evli olup; 2 oğlum işçi, 1 oğlum THY’de Host, 1 kızım ise özel sektörde çalışmaktadır.

KIBRIS’A GİTME HABERİNİ NASIL ALDINIZ?

Acemi olarak askere gittiğimde Ereğli’de Paraşüt eğitimi aldım ve usta birlik olarak Kayseri’ye gitmiş. 16-17 Ağustos tarihlerinde, eğitimler devam ederken bir anda Asteğmenlerimizden haber geliyor, “Kıbrıs harekatından dolayı acil olarak savaş ile ilgili size bilgi verilecek.”diye. 18 Ağustos’ta artık paraşüt atlayışlarının iptal olduğunu ve bundan sonra savaşa hazır olmamızı ve mücadele edeceğimizin duygusunu bize yansıtmaya başladılar. 19 Ağustos tarihinde sabah saatlerinde artık kesin olarak savaşa katılacağımızı bize söyleyip, tüm tesisatlarımızı ihtiyaçlarımızı hazırlamamız gerektiğini bildirdiler. Öğlen saatlerinde de Çavuşumuz yanımıza gelip, “Oğullarım şimdi gidiyorsunuz amma şunu asla unutmayın. Gözünüz düşmanda, kulağınız komutanda, kalbinizde Allah’ta (c.c) olsun. Kazanız mübarek, yolunuz açık olsun!” dedi ve ben bu sözü asla unutamam.

KIBRIS’TA NE KADAR KALDINIZ?

1.ve 2. Harekat olarak toplam 6,5 ay orada kaldım. 1 Şubat 1975’te Magusa’daydık. 2 Şubatta Mersin’e geçip, 3 Şubatta da Kayseri’ye ulaştık.

SAVAŞ SIRASINDA BESLENMENİZİ NASIL SAĞLARDINIZ?

Öncelikle şunu belirteyim, 2.Harekatta daha fazla sıkıntı yaşadık, çok aç kaldığımız zaman oldu. Fakat 1.Harekatta 2.Harekata göre çok fazla sıkıntı yaşamadık yine de. Dikomo bölgesinde “ 1 gün için, 6 kişiye 1 ekmek verildi.”

UNUTAMADIĞINIZ ANILARINIZ VAR İSE BAHSEDER MİSİNİZ?

- Çavuşum bir su kenarında yüzmeye iniyor. Tam sudan çıkacağı sırada 8 düşmanın geldiği görüyor ama tek başına olduğu ne yapacağını bilemiyor. Düşmanlar uzmanımızı görünce, bir anda ellerindeki silahları bırakıp uzmanımıza esir oluyor ama uzmanımız bile durumu anlayamıyor. Uzmanım, esir aldığı düşmanları arkadaşlarının yanına çadıra götürüyor, fakat onlar da şaşkınlıkla nasıl olur böyle bir şey diyerek bakıyorlar. Sonra çevirici mücahitlerinden bir tanesi soruyor düşmana, “Nasıl esir aldı size asker?” diye. Onlarda şu cevabı veriyor, “Askerin yanında yüzleri kapalı, başları da yeşil sarıkla sarılmış kişiler vardı, biz de çok korktuk, onlar yüzünden askere esir düştük.”

- Tanklarımızdan birisine düşman Havan mermisi atıyor ve tank yanmaya başlayıp, patlıyor. Bu esnada tanktan bir askerimiz çıktığında, çenesinin sol tarafının tamamen koptuğunu ve sadece sağ tarafında dişlerinin kaldığını gördüm.”

- Artık harekâttan dönmeye başladık ama baktık ki bizim uçaklarımız alana girmiş ve tarama yapmaya başlamış. Komutanlarımız da bize beyaz kumaş parçası gibi bir şey verdiler, bunu omuzlarınıza asın ki uçak sizi düşman sanıp size ateş yapmasın diyerek. Fakat çok yorgun olduğumuz için bunu bile yapamadık. Tabi yapmadığımız içinde uçak bizi düşman sanıp, "İlk üstlerinden geçerken atış yapamadığını ama dönüşte ateşle o bölgeyi tarayıp onları yok edeceğim.” diye sorumlularına bilgi vermiş. Baktık ki uçak yaklaştı, bizde artık eyvah deyip ciddi anlamda korkmaya başladık. Uçak yaklaştı iyice yaklaştı derken, Pilot bizim Türk olduğumuzu anlamış olacak ki uçağın kanatlarını bir sağa bir sola sallayarak bize selam vermiş oldu, o anki gururu asla unutamam."

- Savaş sırasında arkadaşlarımdan birisi, tam 6 yerinden kurşunlandı. Ben, sırtımda kendi çantalarım olmasına rağmen yaralı arkadaşımı ve onun çantasını alıp o savaş aşkıyla onu bir köye götürdüm. Ve şuan o arkadaşım hala yaşıyor.”

- Sami Akbulut isimli bir şehit arkadaşımın ensesinde Havan mermisinin patlamasıyla gözümüzün önünde şehit düştü.”

 

TÜRKİYE’YE DÖNÜŞÜNÜZDE NASIL KARŞILANDINIZ?

Zaten ilk başta ailelerimiz bizim savaşa gittiğimizi bilmiyorlardı, iyiki de bilmiyorlarmış yoksa nasıl giderdik bilmiyorum. Biz savaşa gittikten sonra, şehit oldu diye köye haberim gelmiş. Babam zaten çok sulu gözlüydü rahmetli, beni uzaktan görünce hemen ağlamaya başladı tutamıyordu kendisini. Annemde aynı şekilde o da çok özlemiş hem sarılıyor hem de ağlıyordu bir yandan.

GAZİLİĞİNİZİN BOYUTU NEDİR?

Aslında Gazilik kavramı, savaşa girip vücudunun bir yerinde eksikliğin olmasıdır. Bende hava saldırısı esnasında, sol ayak tabanımda bir acı hissediyorum ama ne olduğunu o sıcaklıkla anlamıyorum. Sonra baktılar ki sol ayak tabanımda çatlak olması sonucunda sol bacak damarlarım komple şişmiş ve nerdeyse kangrene çevirmek üzereymiş. Yani aslında benim gazilik ünvanım, savaşa katılma sonucu almış olduğum bir durumdur.

SAVAŞ DÖNÜŞÜNDE BİR BELGE VEYA MADALYA VERİLDİ Mİ?

Ankara’da gazi olduğumuza dair, Şerif Berat Rozeti almamız için bir yazı varmış ama ben gidip onu almadım. Sadece gazi kartlarım var.

TÜRKİYE’YE GELDİKTEN SONRA NE İŞLE UĞRAŞTINIZ?

Kardeşlerimle ortak bir kuru temizleme dükkanımız vardı. Oradan bir süre sonra ayrılıp Polis oldum. Ve daha sonra, gönüllülük esasına dayalı olarak Özel Harekat Polisi olarak görev aldım.

GAZİLİK MAAŞI ALIYOR VE HALA ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYOR MUSUNUZ?

Gazilik maaşını aylık 580 TL civarında alıyorum. 2007 yılında Özel Harekât Polisi olarak emekli oldum. Aldığım emekli maaşının gerekenden çok az olması ve boş durmaya alışık olmadığımdan çalışmaya devam ettim. Şuanda da Koruma Güvenliği olarak çalışmaktayım.

GAZİLİK HİZMETLERİNDEN YARARLANIYOR MUSUNUZ?

Ben ve eşim bu hizmetlerden yararlanabiliyoruz.

* Özel hastanelerde muayene ve işlemler için ücret alınmıyor.

* Vapurlarda, trenlerde ücretsiz seyahat edebiliyoruz

* Belediye şehir içi otobüslerinden ücretsiz yararlanıyoruz.

* Türkiye’ de ki tüm Orduevlerinden ücretsiz yararlanabiliyoruz.

 

Bize bu duygu ve gurur veren mücadelelerini anlatan Gazimiz Şahmerdan ATLAY’a ve böyle bir ödev imkânı sunan Prof. Dr. Ali SEYYAR hocamıza da teşekkür borç bilir ve saygılarımızı sunarız.