Anasayfa Homepage Heim  
 

 
 
 
 
 

 

 

04 OCAK 2014

 

Risk Altında Çocuklar Çalıştayı’nın İkinci Gününde Ali Seyyar’da Çarpıcı Tespitler

 

“Risk Altında ve Korunması Gereken Çocuklar Çalıştayı”nda konuşan Prof. Dr. Ali Seyyar, özümüze dönmemiz için toplumsal hafızamıza bakmamız gerektiğini söyledi.

“Bizim özümüze dönmemiz için, toplumsal hafızamıza bakmamız gerekiyor” diyen Prof. Dr. Ali Seyyar, “Kültürel anlamda birçok kaynak arşivlerimizde var” dedi. ‘Başakşehir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu’ tarafından organize edilen “Risk Altında ve Korunması Gereken Çocuklar Çalıştayı” Retaj Royale Otel’de gerçekleşti. İki gün süren çalıştayın birinci gününde; ‘Çocukların Risk Altında Kalmasına Sebebiyet Veren Temel Unsurlar’ konuşulurken ikinci gününde; ‘Risk Altındaki Çocukların Korumaya Yönelik Yapılması Gereken Rehabilitasyon Çalışmaları’ konusuna değinildi. Çocukların risk altında kalmasına sebebiyet veren temel unsurları anlatan Prof. Dr. Ali Seyyar, ilk eğitimini Almanya’da aldığını söyledi. Seyyar, “Almanya’da ilk eğitim kiliselerde başlıyor. Bizim mânevî açıdan eksikliklerimiz var. Türkiye’de ilk eğitim de camilerde başlamalı” dedi. Mimari yapımızı da eleştiren Seyyar, “Bizim mimari yapımızda bile sorun var. Sosyal konutlar yapıyoruz ama bu sosyal konutlar sosyal soruna dönüşüyor” ifadesini kullandı. Ailedeki sorunlardan çocuğun olumsuz etkilendiğini söyleyen Seyyar sözlerini şöyle tamamladı: “Fakir ailelerin çocukları kadar zengin ailelerin çocuklarının da risk altında. Zengin ailelerin yetiştirme tarzından dolayı çocuklar doyumsuz oluyor. Bizim özümüze dönmemiz için, toplumsal hafızamıza bakmamız gerekiyor. Kültürel anlamda birçok kaynak arşivlerimizde var.”

ÇOCUK İSTİSMAR EDİLDİKTEN SONRA KORUNUYOR!

Çocuk istismar edildikten sonra devlet olarak yeniden topluma kazandırmak istenildiğini eleştiren Uzm. Zeki Karataş ise, ‘Çocukların Risklerden Korunmasında Erken Tanı ve Uyarı Sistemi’ni anlattı. Karataş, şöyle devam etti:

“Çocuklar suça sürüklenmesinden dolayı koruma altına alınır. Çocuk istismar edildikten sonra devlet olarak yeniden topluma kazandırmak istiyoruz. Oysa ki çocuk bunları yaşamadan koruma altına alınmalı. Nedense çocuklar hislerini dışa vurmadan onları koruma altına almıyoruz.” Cinsel istismara maruz kalan çocukların ruh sağlığından bahseden Karataş, “Ülke nüfusunun yüzde otuz beşini çocuklar oluşturuyor. Bu durum ülke adına olumlu olabilecekken birçok çocuk istismarının geç fark edilmesinden dolayı bu potansiyel kullanılamıyor” dedi.

İSTİSMARIN EN ÖNEMLİ SEBEBİ GÖÇ

Çocuğun ihtiyaç duyduğu dönemlerde rehabilite edilmesinin önemine değinen Karataş, şöyle konuştu: “Çocuğu ve aileyi destekleyecek mekanizmalar kurulmalı. Türkiye’nin otuz bölgesinde araştırma yaptık. Araştırmada istismara uğramış çocuklar ve aileleri ile görüştük. Yaptığımız araştırmayı ise sekiz kategoride değerlendirdik. Çocuk istismarının en önemli sebeplerinden birisinin göç olduğunu gördük. Şehre kültürel olarak katılamayan aileler bu istismara maruz kaldığını söylediler. Çocuk istismarının sebeplerinden bir tanesi ise, ekonomik durum. Değişen aile yapısı ve ailenin yetersiz gelmesi çocuğun sorun yaşamasına sebebiyet veriyor. Risklerin ortadan kaldırılması yeterli değil. İstismara maruz kalmış ailelerin cocuklarını da desteklemeliyiz. Çocuğun etrafındaki destek mekanizmalarını arttırmamız lazım. Toplum olarak istismar konusunda bilinçlenmeliyiz. Aile parçalanması gibi bir takım risklerden çocuk olumsuz etkileniyor. Özellikle cinsel istismara maruz kalmış çocuklarda ezilmişlik hissini uzerinden atması çok zor oluyor.” Her çocuğun hayata açılmış beyaz bir sayfa olduğunu da vurgulayan Karataş, “Son olarak ailelerin bilinçlenmesi için hizmet ayağına kadar gitmeli” dedi.

“Çocuğun önce kendinden kaynaklı risklerinden bahsetmeliyiz” ifadesini kullanan Uzm. Sç. Kemal Südek ise çocuklardaki psikososyal sorunlardan bahsetti.

 

Kaynak: http://www.yeniasya.com.tr