Anasayfa Homepage Heim  
 

 
 
 
 
 

 

 

17 ARALIK 2012

 

Rüya Tabiri Ve Terapisi Ar-Ge Merkezi Onursal Başkanı Ali Seyyar’ın Rüya Tabiri Basında Geniş Yer Aldı

Ali Seyyar’ın 14.14.12 tarihinde Milat Gazetesinde yayınlanan “DİYANET İŞLERİ BAŞKANININ RÜYASI” isimli köşe yazısı, değişik kesimlerin dikkatini çekmiş ve farklı haber sitelerinde yer almıştır.

Örneğin Oda TV, Ali Seyyar’ın köşe yazısını “Diyanet İşleri Başkanı'nın rüya hikayesi büyüyor” başlığı ile tanıtarak şöyle haber veriyor: “İslamcı Milat gazetesinde bir makale kaleme alan Prof. Dr. Ali Seyyar, geçtiğimiz günlerde yaşamını kaybeden Nur cemaati liderlerinden Mustafa Sungur'un babasını Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in rüyasında görmesini yorumladı. Görmez'in rüyasında gördüğü Sungur'un babasının "Ben Mustafa Sungur'un babasıyım. Sungur gözünü açtı, seni bekliyor" dediği ve bunun üzerine Görmez'in hastanede Mustafa Sungur'u ziyaret ettiği hükümete yakın medyada yer almıştı”.

Dinihaberleri sitesi ise şöyle bir açıklama yapıyor: “Milat gazetesi Prof. Dr. Ali Seyyar, Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez’in rüyasına farklı yorum getirdi. Dikkat çeken en önemli nokta ise Diyanet'in Cemaatler arası diyalog sürecini bizzat kendisinin başlatması gerektiğini hatırlattı.”

Risalehaber sitesi de konuya parmak basarak, Ali Seyyar’ın rüya tabirine şu şekilde yer vermektedir: “Prof. Seyyar’dan Diyanet Teşkilatına Çağrı: Prof. Dr. Ali Seyyar, Diyanet Teşkilatının Said Nursi’ye karşı tavrını olumlu yönde değiştirmesini, nur cemaati dâhil bütün dinî cemaatlerle iyi diyalog hâlinde olması gerektiğini söyledi”.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Ali Seyyar’ın 14.14.2012 tarihinde Milat Gazetesinde Yayınlanan Köşe Yazısının Tam Metni:

DİYANET İŞLERİ BAŞKANININ RÜYASI

Rüyalar, Hz. Adem’den beri insanlarımızın en fazla ilgi alanına giren gizemli olgulardan birisidir. Rüyalar, anlamı ve sosyal hayata yansımaları açısından da son derece önem arz eden bir konudur. Uykuda görülen rüyaların kişi ve toplum üzerindeki etkileri de bu çerçevede dikkat çekicidir. Dolayısıyla rüyalar, bazen reel hayatımızı sarsabilmekte, bazen düşüncelerimizi ve kararlarımızı da gayri ihtiyari olarak şekillendirebilmektedir. Dinler de rüyalar konusunda kayıtsız değildir. Mesela Kuran-ı Kerim’de rüya kelimesi altı yerde anılmaktadır. Peygamberlerin gördükleri rüyalar anlatıldığı gibi başka insanların rüyalarına da yer verilmektedir. Hz. İbrahim’in üç gece üst üste gördüğü aynı rüyada kendisine oğlunu kurban etmesi emredilmişti. Hz. Yusuf ise rüyasında on bir yıldız, güneş ve ayın kendisine secde ettiğini görmüştü. Ve bu rüya gerçekleştiğinde, Hz. Yusuf’un çileli hayatı da son bulmuştu. El-İsra (17-60) suresinde ise C. Hak, peygamberimize şöyle buyurmuştur: “Sana gösterdiğimiz rüyayı…bir imtihan vesilesi yaptık”. Peygamberimizin gördüğü rüya, bir nevi hem geleceğe ışık tutmakta hem de kendisine yeni sorumluluklar yüklemektedir. Bu doğrultuda Peygamberimiz rüyada kendisine gösterilen konu ekseninde maddi ve manevi hazırlığını yapıp hem Allah rızasını kazanmış hem de Mekke fethi gibi bir hedefe ulaşmıştı. Bugünün Müslümanları da özellikle gördükleri sadık rüyalarını hafife almamaları gerekir. Bu gibi ilahi kaynaklı rüyalar, karmakarışık saçma rüyalar değildir. Böyle anlamlı rüyalara önem verilmeli, doğru yorumlanıp üzerinde ciddiyetle durulmalı ve gerektiğinde verilen manevî işaret doğrultusunda eyleme geçilmelidir. Gerçi rüyaların insanları mutlak anlamda dinen bağlayan ve hüküm ifade eden bir yönünün olmadığı söylenmektedir. Ancak sadık rüyaların insanı her zaman etkileyici bir boyutu olduğunu da unutmamak gerekir. Nitekim birçok insan bu gibi rüyaların manevî etkisi altında kalarak, vicdanen bir şeyler yapma ihtiyacı duymaktadır.

Diyanet İşleri Başkanı Rüyasında Niçin Mustafa Sungur’u Görmüş Olabilir?

Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez’in rüyasını da manevî işaretler açısından değerlendirmek gerekir. Basına yansıyanları esas alacak olursak Mehmet Görmez, rüyasında önemli bir toplantı sırasında masada heybetli bir adam görür. Mehmet Görmez, o kişiye yaklaşır ve kim olduğunu sorar. O kişi cevaben der ki: "Ben Mustafa Sungur'un babasıyım. Sungur gözünü açtı, seni bekliyor". Diyanet İşleri Başkanımız, ister istemez bu sürpriz rüyanın etkisi altında kalır. Çünkü rüyasında gördüğü kişi, anonim (hayali) bir kişi olmadığı gibi sıradan bir insan olduğu halde Türkiye’de özellikle belli bir dinî cemaat tarafından sevilen önemli bir manevî şahsiyettir. Mustafa Sungur, rüyanın görüldüğü saatlerde hastanede uzun zamandan beri bilinci kapalı bir şekilde yatmaktadır. Diyanet İşleri Başkanımızın Mustafa Sungur’’u tanıyıp tanımadığını veya kendisiyle daha önceleri görüşüp görüşmediğini şahsen bilmiyorum. Aralarındaki muhabbetin boyutu hakkında da herhangi bir fikrim yoktur. Ama Diyanet İşleri Başkanımız, gördüğü rüya üzerine Mustafa Sungur ağabeyimizin belki de iyileştiğini düşünerek durumu hakkında bilgi alma ihtiyacı duyar. Ama durumunun hiçte iyi olmadığını öğrenince hemen ilk uçakla Ankara’dan İstanbul’a uçar. Anlatıldığına göre Diyanet İşleri Başkanımız, aylardır hiçbir tepki vermeden makinelere bağlı olarak yaşayan Mustafa Sungur ağabeyimizin gözleri bu özel hasta ziyareti esnasında açılır ve Diyanet İşleri Başkanımıza “Es Selamu Aleyküm” dedikten sonra gözlerini yavaşça kapatır ve birkaç dakika sonra ruhunu teslim eder. T.C. Devletinin Diyanet İşleri Başkanı olan Mehmet Görmez hoca, gizemli rüyasının da sürpriz hasta ziyaretinin de gizli kalmasını arzu etmiş olabilir ama kader, hem rüyasını hem de ziyaretini ortaya çıkarttı. İyi de oldu. Kerametlerin bir bir ortaya çıkmasına vesile olan bu enteresan rüya sayesinde Diyanet İşleri Başkanımız vicdanî bir sorumluluğun gereği olarak Mustafa Sungur ağabeyimize hasta ziyaretinde bulunmuş ve kendisini son yolculuğunda yalnız bırakmamıştır. Bu rüya, bireysel sorumluluğun ötesinde Diyanet İşleri Teşkilatının başında olmanın getirdiği yükümlülük çerçevesinde Mehmet Görmez hocamıza kurumsal vizyonun yeniden yapılandırılmasına yönelik bazı yeni işaretler de vermektedir. Şüphesiz her şeyi yaratan C. Hak, bu özel ve aynı zamanda stratejik rüyayı Diyanet İşleri Başkanımıza boşuna göstermemiştir. Umarım Diyanet İşleri Başkanımız bu rüyadan gereken işaretleri almıştır. İşaretleri daha da somutlaştırmak adına bazı hatırlatmalarda ve önerilerde bulunmak istiyorum. Şunu unutmamak gerekir: Ziyaret edilen kişi, devletçe yıllarca horlanan, türlü türlü işkencelere maruz bırakılan, her yönüyle dışlanan İslâm âlimlerinden Üstat Bediüzzaman Said-i Nursi’nin has öğrencilerinden birisiydi. O. Üstad’ın tabiriyle kendini Kuran’a vakfetmiş Nurun Kahramanıydı. Ve bundan dolayı da Mustafa Sungur ağabeyimiz de Kemalist rejimin hışmına uğramış, hapishanelerde işkence görmüş bir Nur talebesiydi. Diyanet İşleri Başkanı da bizzat böyle bir şahsiyeti rüyasında görüyor. Dolayısıyla kurum olarak Diyanet İşleri Teşkilatı, bundan böyle Bediüzzaman Said-i Nursi’ye karşı tavrını olumlu yönde değiştirmeli, nur cemaati dâhil bütün dinî cemaatlerle iyi diyalog hâlinde olmalıdır. Bu rüya, Diyanet İşleri Teşkilatının diğer dinî cemaatlere daha hoşgörülü bakmasının ötesinde Türkiye’ye manevî boyutuyla hizmet etmiş ve hizmet edecek kapasitede olan bütün cemaatlerle sıkı işbirliği yapmasına vesile olmasını temenni ederim. Cemaatler arası diyalog sürecini bizzat Diyanet İşleri Teşkilatı başlatmalı ve Türkiye’nin manevî açılımının öncülüğünü yapıp manevî sosyal hizmetler alanında yürütülecek hizmetlerle ilgili görev dağılımını cemaatlerle birlikte belirlemelidir.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Yorumlar

Yorum çok manidar ve doğru, yüreğimin tercümanı olmuş. Diyanet uzun yıllar muhtemelen baskılar neticesi cemaatlere sırt çevirdi, resmi ideoljinin baskısından sıyrılıp aynı yolda, aynı davaya hizmet ettikleri kardeşlerini dışladı, çelme taktı. İsteyerek yaptığını düşünmüyorum ama vakıa böyle. Umarım muhterem bir İslam kahramanının vefatı hayırlı işlerin anahtarı ve vesilesi olur. Camilerimizi cemaatle doldurma konusunda en etkili amil cemaatlerken, cami görevlileri yani diyanet kendi bindiği dalı kesmek gibi bir hatadan kısa zamanda döner, gerçek İslam kardeşliğinin önündeki engelleri kaldırır, cemaatler üzerinde bir kardeşlik şemsiyesi kurar, kimseyi dışlamadan, tepeden bakmadan kucaklar. Alem-i İslam bizim ülkemizden İslam kardeşliği adına çok şeyler beklerken biz içimizde lüzumsuz ayrılık-gayrılıkları bitirmiş oluruz..inşaallah..

edip37 - 2012-12-15 00:37:11

Kaynak: http://www.dinihaberler.com/haber/diyanet-isleri-baskani-ruyasinda-nicin-mustafa-sungur8217u-gormus-olabilir-29930.html

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

diyanet

a.intpe

sevgili prf müzün anlattığı mesele çok manidar muhataba manevi vazife tevdi edilmiş o makamda vazifeyi yapan vazifesine devam eder yapamayan üstat hazretlerinin sy menderesle arasında geçen olayları iyi okumalı bilmiyorsa öğrenmeli milletimiz fazlasıyla zaman kaybetti rabbim tarihteki ve zamanıhazırdaki olayları doğru okuyan yöneticileri memleketimizin başına getirsin amin onları maddi manevi korusun amin

17 Aralık 2012 Pazartesi 00:37

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

kocayayla

hatice

diyanet yeni yeni kendini buldu.. din ve devlet işeri hatırlatılır hemen karışma sen derler olurmu elin papası devleti idare eder bizdeyse ortata, sungur abimiz kimin kalbinde yer tututuysa o zaten kendini belli eder devlet paya vermiş vermemiş ne olacak ALLAH payesini artırmışdır nurlara hizmetle, rabbim bizlerede nasip etsin böyle sevgiyi....

16 Aralık 2012 Pazar 15:09

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

korku

bülent bayraktar

gecen bi imama a sordum bi cemaate tabimisin adam oyle korktu ki ben devlet memuruyum dedi.

16 Aralık 2012 Pazar 12:23

Kaynaklar: http://www.risalehaber.com/diyanet,-said-nursi-ve-nur-cemaati-tavrini-degistirmeli-164736h.htm